BİLGİSAYAR VE TEKNOLOJİ

Tan Taşçı

 

Tan Taşçı, 30 Ekim 1981 yılında Hannofer Hildeshaim’de dünyaya geldi. Selma ve Yusuf Taşçı´nın küçük oğlu olan Tan, ilkokula Ankara Arı Kolejinde başladı. Lise eğitimini ise Keçiören Lisesi’nde tamaladıktan sonra polifonik korolarda uzun süre şarkı söyledi. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Yarı Zamanlı Korosu’na katıldı. Bunun yanında şan dersleri aldı.

Engellenemez müzik tutkusu onu Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera ve Şan Bölümü’nde öğrenci yaptı. Aynı zamanda halk müziği, sanat müziği korolarında görev aldı. Devlet Operası’nda görev aldı.

Sahne dersi de gören Tan, 2004 yılında Türkan Şoray ve Bulut Aras´ın başrollerini paylaştığı ‘Mürüvetsiz Mürüvet’ isimli kısa metrajlı sinema filminde Dimitri isimli Yunanlı bir şarkıcıyı canlandıran rolü ile çıktı karşımıza.

Bir çoğumuz varlığından habersizken Eskişehirliler onun muhteşem sesi ve şarkılarıyla coşuyorlardı. Her tarzda şarkı söyleyip, Her tarzda müziği dinleyen Tan, müziğin evrensel bir dil olduğuna inanıyor.

 

Öğrencilik yıllarında gece klüplerinde ve çeşitli organizasyonlarda da sahne alan Tan, 2005 yazında kendi bestelerinden oluşan “Rica Ederim” isimli albümünü DSM etiketiyle çıkardı. “Rica Ederim” isimli ilk albümü 10+1 (Remix) parçadan oluşuyor ve tüm söz ve müzikler kendisine ait. ‘Asla’ isimli parçası ve klibiyle birçoğumuzun gönlünü fethederken ‘Rica Ederim’, ‘Kalbime Gömüyorum’, ‘Ağla Ağla’ ve ‘Ben Her Bahar Mutsuzum’ parçalarının klipleriyle dahada ünlendi.

 

Tan Taşçı, ikinci albümünü 2007’de “Sözümü Tutamadım” adı ile yayınladı. Harektli bir şarkı olan ‘Neler Neler’ ile çıkış yapan Tan, ikinci klibini slow şarkısı ‘Sözümü Tutamadım’a çekti.

00:05 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Tan Taşçı



Emre Aydın

 

Emre Aydın, 2 Subat 1981`de Isparta’da dogdu. Ilk ögretimi Isparta`da tamamladı. Antalya Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Iktisadi İdari Bilimler Fakültesi Iktisat bölümünde ögrenim gördü.

 

2002 yılında katıldığı “SingYourSong” beste yarışmasında grubu 6. Cadde`yle Türkiye birincisi oldu.

 

Ayni yıl Universal Muzik tarafindan yayınlanan toplama albümde "Dönersen" isimli şarkısıyla yer aldı.

 

2003 yılında grubu 6. Cadde`nin ilk resmi albümü yayınlandı. Aynı yıl gruptan ayrıldı.

 

Solo kariyerinin ilk albümü “Afili Yalnızlık” Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006`da yayınlandı.

00:05 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Emre Aydın



Gökhan Özen

 

1979'un 29 Kasım sabahı dünyaya gözlerimi açtığım anda müzik için yazılmıştı kaderim belki de....Kim bilebilirdi Ankara'nın hasret kokan sokaklarından çıkıp gelecektim İstanbul'a, müzik uğruna.... Ardımda bıraktıklarım mıydı içimde sızlayan o ilk otobüs yolculuğunda, yoksa yollarına düştüğüm bu koskoca kentin içinde 'belki de yalnız kalacağım' düşüncesi mi...Anılarımın bir intikamı mıydı sessizce gözlerimden düşen damlalar, yoksa geleceğime dair ektiğim başarı tohumlarını mı suluyordum her damlayla...

Her neyse, fazla duygusal oldu galiba. Sonuçta bu bir özgeçmiş, en azından öyle olması gerekiyordu, ama kalemi elime aldığımda yine tutamadım kendimi. Sıradan, özelliği olmayan birşey olsun istemedim. Nasıl ki şarkılarımda yazdığım sözlerde döktüysem yüreğimi sonuna kadar, özgeçmişim de öyle, özel olmalıydı...

Gelelim doğduğum günden bugüne kadar neler yaptığıma:
1985-1996 : İlk-Orta-Lise TED. Ankara Koleji yıllarım
1986-1988 : Ankara Devlet Opera ve Balesi Çok Sesli Çocuk Korosundaki müzik eğitimim

1988-1993 : T.R.T Ankara, T.S.M. Çocuk Korosu: Çok değerli radyo sanatçısı hocalarımın yönetiminde altı sene devam eden bu koro eğitimim, benim için müzik konusunda gerçek bir okul niteliğindedir. Değerli hocalarım Sayın Özgen Gürbüz, Sayın Kemal Caner, Sayın Cemile Uncu'ya çok teşekkür ediyorum.

1988-1997 : Şu anda çalmakta olduğum klasik gitar ve tuşlu çalgıların eğitimiyle geçirdiğim yıllarım...(1990'lı yılların başlarında da tuşlu çalgılara olan eğilimimin artmasıyla, aranjman, düzenleme çalışmalarına başladım.)

1996 : İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümünü kazanarak, İstanbul'a gelişim...(Üniversite tercih formundaki bütün tercihlerimin İstanbul olması ve benim İstanbuldaki bir üniversiteyi kazanmam tabii ki tesadüf değil; Ne de olsa Unkapanı İstanbuldaydı..)

1997 : Radyo Tatlıses'teki programım.
1998 : Akademi İstanbul Gitar Eğitimi.
1999 : Best FM-Best TV'deki canlı müzik programım:'Gökhan Özen’le Canlı Canlı'
2000 : Birinci Albümüm "Özelsin"
2001 : İkinci Albümüm "Duman Gözlüm"

2003 : Üçüncü albümüm "Civciv"
2003 : Y.T.Ü. İktisadi ve Tic. Bilimler Fakültesi öğrencisi iken 2003 yılında tekrar Ö.S.Y.M. sınavına girerek İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen-Ed. Fak. Psikoloji bölümüne girişim.
2003 : “Boşver Remix”
2004 : 14 Şubat 2004 Sevgililer Gününe Özel "Herşeyde Biraz Sen Varsın" Hatıra Cd.
2004 : Dördüncü albümüm "Aslında"
2005 : Ve işte, "Kalbim Seninle" (Maxi Single)
Hayatımın bundan sonrasını, zamanla, sevenlerimle birlikte yazmamız dileğiyle...
GÖKHAN ÖZEN

 

Gökhan Özen, 2006 yılında ‘Sevda Çiçeği’ adlı dizide başrol oynadı. 2007 senesinde “Resimler ve Hayaller” albümünü yayınlayan sanatçı 2008 yazında da “Bize Aşk Lazım” adlı albümü ile yine sevenlerinin karşısında.

00:04 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Gökhan Özen



Zeki Müren

"6 Aralık 1931 doğmuşum, iyi mi etmişim?
37 İlkokul siyah önlük, beyaz yaka, toplumda ilk fiyaka
41 Orta mektepte soluk beniz, kısa saç ve umutlardan kıskaç
1945 Lise, pembe hayaller, yeşil filizler, yorulmayan dizler
Akademi 1950 renk dünyasında renksiz yelkenli
1952 film, plak, dik bir boyun ve alın ak
1954 sahne, çile, para, çile artık ne dilersen dile
62 en büyük aşkım, 62 en deli gönlüm, 62 en neyse
Bindokuzyüz bilmem kaç veda kara dünyaya"

Kendi Sözleriyle Zeki Müren
"Batmayan Güneş Belgeseli'nden"

Zeki Müren son olarak hayatını kendi ağzından TRTde Kürşat Özkök'ün hazırladığı "Batmayan Güneş Zeki Müren" belgeseli için anlatmıştı. Belgesel 10-11-12 Eylül tarihlerinde yayınlanmıştır.

Yalnız Allah'tan korkarım, Allah'ın dediği olur. Bu büyük alemi yaratan ve de yöneten yüce kudret, alnımıza bir yazı yazıyor diyorum ben doğarken. Doğuyor, yaşıyoruz. Ama pembe… Ama gri… Ama siyah olaylarla geçiyor bir ömür ve sonra da çaresi yok ölüyoruz. Evet. Ben bazen ölümü de özlüyorum. "Ölüm özlenir mi?" diyeceksiniz. O beni özlemeden ben yakınlık kurarım.Yeter ki tanrı onun bile hayırlısını versin. Gecinden versin. Başkalarına çektirmeden, gına getirmeden, başka kimseleri rahatsız etmeden… Ne demiş atalarımız? "İki gün yatak, üçüncü gün toprak..." Toprak verimlidir. Yine üzerimizde çimler bitecektir, yine onların da arasında kır çiçekleri olacaktır. Onlar bahar rüzgarlarıyla sallanıp şarkılar söyleyecektir. Yeniler yetişecektir. Sonbahar gelir, kış gelir ama pıtır pıtır o pembe beyaz baharlar sardı mı bambaşkadır…

Binlerce, onbinlerce, kanayana kadar alkışlayan ellerden sonra bir yatak odası ve dört duvar, bir ayna, elbetteki yavaş yavaş başlayan bir bunalım. Uzun yıllar sonra günde 34 ilaç ve iki insülin iğnesi ve bununla yaşayan yapayalnız, evet hayret edeceksiniz ama yapayalnız bir Zeki Müren...

1931 yılının 6 Aralık Cuma sabahı ezanlar okunurken Bursa'da, Hisar semtinde Ortapazar Caddesi'ndeki 30 numaralı, iki katlı ahşap evde doğdum. Babam kereste tüccarı Kaya Müren, annem Hayriye Müren'dir. Başka kardeşim yok, tekim.

İlkokul 1. sınıfa başladığımda çelimsiz, zayıf, kırpma saçları böyle platine kesilmiş, Tophane yokuşundan uçarcasına kendini bırakan bir çocuktum. Çünkü hemen o yokuşun sonunda ilkokulumuz vardı.

İlkokulu, Bursa Osmangazi İlkokulu'nda bitirdim. Tophane Okulu, sonra da Alkıncı İlkokulu oldu. Efendim, okulumuz bir çıkmaz sokağın sonundaydı ama çıkmaz sokağın başında Osmangazi Hazretleri'nin ve de Orhangazi Hazretleri'nin türbeleri yanyana yeralmıştı. Arasından bir yolla Tophane bahçesine girilirdi. Şu meşhur kuleli, uzun bir kule olan içinde, halka açık bir bahçeydi o zaman da, şimdi de herhalde öyledir.

Bursa'da sünnet olan her çocuğun fayton araba, böyle çiçeklerle süslenmiş atlı fayton, o zaman landon da denirdi, landon arabayla ilk ziyaret ettiği zat Emir Sultan Hazretleri'ydi. O süslü arabayla Emir Sultan'a gidilir, dua edilir, eve dönüldükten sonra sünnet olayı gerçekleşirdi. Ben 11 yaşında sünnet oldum. Elbette ki o landon, yani faytonun büyüğü olan atlı arabayla böyle başımdan teller, sağ omuzumdan aşağı doğru iniyordu ve şapkamda da hakiki hem anneannemin hem teyzemin broşları ön kısmını süslüyor, bu bir adettir, yani her çocuk öyle süslü bir şapka giyerdi. Efendim şimdi asıl bir noktaya geleceğim. Emir Sultan Hazretleri'nin türbe ve camiini ziyaret ettikten sonra muhakkak uhrevi bir hava ile eve dönülüp, insan sünnet acısını hissetmezdi. Buna inanmanızı bilhassa istirham ediyorum. Emir Sultan Hazretleri dedim de rahmetli babacığımın kabri de şimdi hemen onun yamacında. Allah gani gani rahmet eylesin. Çok sevdiğim anneciğimden öğrendiğim Emir Sultan İlahisini ilk olarak bu programda sizlere sunmak geldi içimden ve okuyorum efendim.

Emir Sultan

Medine'den bir er uçtu
Uçtu da Bursa'ya düştü
Görenlerin aklı şaştı
Emir Sultan hu hu benim şeyhim hu
Sağ yanında oğlu yatır
Sol yanında kızı yatır
Var kendini Nur'a batır
Emir Sultan hu hu benim şeyhim hu


Ortaokulu yine Bursa'da, Tahtakale'de 2. Ortaokul'da tamamladım. Sesimin güzelliğini İlkokuldaki öğretmenlerim keşfetti ve okul müsamerelerinde bana başrolü vermeye başladılar. İlk rolüm bir çoban rolüydü. Etrafımda kızlar dönüyordu ve kepenek giymiş olarak aralarında şarkı söylüyordum.

"Çobanın kulübesi sazdan samandan
İçine de girilmez tozdan dumandan
Çoban yarin ölmüş, bıraksana kavalı
İşte bıraktım kavalı, neden ölmüş zavallı?"


deyip ağlıyordum. İlk rolüm budur. Hayatımdaki ilk rol.

Ortaokulu bitirdikten sonra Bursa bana adeta dar gelmeye başladı. Büyük şehre taşmak arzusuyla yanıyordum. Büyük şehir tabi ki İstanbul'du. Babama rica ettim ve İstanbul'da Boğaziçi Lisesi'ne yazıldım.

Boğaziçi lisesini birincilikle bitirip, Kabataş lisesinde verdiğim olgunluk imtihanlarını da pekiyi dereceyle kazandıktan sonraydı. O zaman sınavla öğrenci kabul eden tek okul Güzel Sanatlar Akademisi'ne, şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi, imtihanlarını kazanıp girdim. Ve Akademi günleri başladı. Ne tesadüftür ki İstanbul Radyosu'nun açtığı ve çok büyük bir juri heyetinin huzurunda 186 kişiden bir tek benim kazandığım solist sınavına elbette ki başım dönerek girdim, sendeleyerek çıktım. Sevincim sonsuzdu, juri üyesinin gözlerindeki takdiri okuyordum, adeta başım dönüyordu ve bana seans verilecek günü kalbim gümbürdeye gümbürdeye bekliyordum.

Stajyerliğe tabi tutulmadan 1951'in 1 Ocak gecesi 20:30'daki 45 dakikalık en büyük program için, tanrım gani gani rahmet eylesin, çok büyük üstad Refik Fersan Beyefendi ve muhterem eşi Fahire Fersan hanımefendinin telefondaki o zarif, o nahif, o şefkat dolu sesi beni sevinçten çılgına çevirmişti. Gel diyorlardı. Gel, iki saat sonra en büyük seansı sen yapacaksın. İstediğin makamdaki bir dosyanı kap ve hemen koşa koşa gel. Tanr...

00:03 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Zeki Müren



Demet Akalın

 

Demet Akalın, 23 Nisan 1972 Gölcük-Kocaeli doğumlu. Türk pop müzik sanatçısı ve eski manken.

 

Akalın, ilköğretim ve lise öğrenimini Gölcükte büyük başarıyla bitirdi. İlkokul yıllarında gazeteci yada öğretmen olma hayalleri kurardı, fakat o zamanki Üniversite sınavı şartları günümüze göre daha zor olduğu için hayalleri suya düştü. Ne yapacağım diye düşünürken annesinin elinden tutmasıyla soluğu Yaşar Alptekin’in mankenlik kursunda aldı. 1990 yılında Mayo Güzeli seçildi. Ardından Neşe Erberk’te mankenlik yapmaya başladı. Büyük performansla mesleğini sürdürürken bir gün sesinin güzelliğinin farkına vardı ve mankenlikte zirvedeyken hadi birde şarkı söyleyeyim dedi ve en iyi gazinolarda dev isimlerin kadrosunda başladı yeni mesleğini icra etmeye...

Başardığını düşündüğü bir zamanda hadi bir albümüm olsun dedi ve “Sebebim” adlı albümünü piyasaya çıkardı. İşler yolunda gitti yani başarıya bir başarı daha ekledi ve artık mankenliği bırakıp tamamen şarkı söylemeyi seçti. Daha sonra da “Senin Anan Güzel mi?” dedi ve ilk single çalışmasını çıkardı. O ekstra senin bu ekstra benim derken artık sahnelerin bir parçası oldu. Ardından “Unutum” adını verdiği 3. albüm çalışmasını müzik severlerin beğenisine sundu. Uzun ve sıkı bir çalışma sonunda, nihayet beklediğimize değen radyolarda ve clublarda en çok istek alan albümü “Banane” ile Türkiye'de hala konuşulmaya devam ediyor.

1,5 senelik bir hazırlık aşamasından sonra Demet Akalın 2006 yılında “Kusursuz 19” adlı albümüyle başarısını kanıtladı. 19 şarkıyı bir cd’ye sığdıramadıkları için albüm 2 cd halinde çıktı.

 

3 Mart 2007’de işletmeci Oğuz Kayhan ile evlendi ve kısa sürede boşandı. Boşanmalarına rağmen çift hala beraber.

 

2007 senesinde “Tatil” adlı single çalışmasının ardından Demet Akalın, 2008’de “Dans Et” adlı albümü ile daha farklı bir sound kullanarak yeniden sevenlerinin karşısında.

00:02 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Demet Akalın



Nilüfer

 

Nilüfer (Yumlu), 31 mayıs 1955’te İstanbul’da doğdu. İstanbul İtalyan Lisesi’nde öğrenciyken katıldığı bir ses yarışmasını kazanmasının ardından 1970'li yılların başında ‘Kalbim Bir Pusula’, ‘Dünya Dönüyor’ adlı hit şarkılarla ünlü oldu. 1978 yılında Grup Nazar ile birlikte Türkiye’yi TRT adına Paris’te Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etti.

 

Nilüfer, 1972 yılında "Kalbim Bir Pusula" adlı ilk 45'liğini çıkardıktan sonra, 1973'te "Dünya Dönüyor" 45'liği ile asıl çıkışını yakaladı. "Dünya Dönüyor"un da yer aldığı ilk albümü "Nilüfer'74"teki ‘Göreceksin Kendini’, ‘Aldanırım Sanma’ ve ‘Başıma Gelenler’ gibi şarkılar Türk Pop Müzik tarihinde unutulmaz klasikler arasına girdi.

 

Bu albümü 1975'te "Oh Ya", 1976'da "Off Aman Aman" ve 1977'de "Kim Arar Seni" adlı 45'likler izledi. 80'li yıllara gelindiğinde "Nilüfer'79", "Nilüfer'80" ve "Sensiz Olmaz" adlı albümleri, "Nilüfer'84" adlı albüm izledi. Albümün hitleri arasında ‘Varsa Söyle’, ‘Dönsen Bile’, ‘Kar Taneleri’ gibi unutulmaz şarkılar da vardı. Bu albümle birlikte Nilüfer, Kayahan bestelerine albümlerinde yer vermeye başladı. Nilüfer "Bir Selam Yeter" adlı albümünü 1985 yılında çıkardı. Bu albümün en büyük özelliği sözü, müziği kendisine ait ilk şarkı olan ‘Erkekler Ağlamaz’ı da içermesiydi.

 

1986 yılında onun ününü pekiştiren ve onu dünyaya tanıtan "Geceler" adlı albüm geldi. Bu albümde ‘Geceler’, ‘Tek Başına’, ‘İspanyol Meyhanesi’, ‘Sensiz Yıllarda’ ve ‘Seni Beklerim Öptüğün Yerde’ gibi birçok hit vardı. 1988'de "Esmer Günler"i, 1990'da "Sen Mühimsin" adlı albüm izledi.

 

1992'de çıkan "Yine Yeni Yeniden" adlı albümde yer alan ‘Şov Yapma’, ‘Yeniden Sev’, ‘Haram Geceler’, ‘Kavak Yelleri’ gibi bir çok şarkı hit oldu ve bu albüm bir milyondan fazla satış yaparak en çok satan albümler arasında yer aldı. Nilüfer, bu albümde Kayahan, Adnan Ergil ve Onno Tunç gibi zamanın en iyi bestecileriyle çalıştı. Bu albümü 1994 yılında "Ne Masal Ne Rüya" adlı albüm izledi. Bu albümün hitleri arasında ‘Eğrisi Doğrusu’, ‘Son Perde’, ‘Sevgi Tam Olmalı’ gibi parçalar yer alıyordu.

 

1997 yılında çıkarmış olduğu "Nilüfer'le" adlı albümde Nilüfer geleneği bozmadı ve Kayahan’a ait ‘Mavilim’, ‘Çok Uzaklarda’ gibi şarkılara hayat verdi. Bu albümüyle başta  Kral TV video müzik ödülleri olmak üzere birçok ödüle layık görüldü ve 1997 yılının en iyi kadın sanatçısı seçildi.

 

1998'de 70'li yıllarda söylemiş olduğu hit şarkıları bir araya getirdiği bir best of olan "Yeniden Yetmişe" adlı albüm piyasaya çıktı. Bu albümde 13 tane Nilüfer hiti bulunuyordu. Bu hitlerin arasında ‘Dünya Dönüyor’, ‘Başıma Gelenler’, ‘Kim Arar Seni’, ‘Ağlıyorum Yine’, ‘Son Arzum’ gibi klasikler bulunuyordu. 2001 yılında "Büyük Aşkım" adlı albüm piyasaya çıktı. ‘Söz Güzelim’, ‘Beni mi Buldun’, ‘Büyük Aşkım’, ‘Anlat Arkadaşım’ gibi şarkılar bu albümün öne çıkan şarkıları oldu. 2003'te piyasaya çıkan "Olur mu Olur mu/Gözünaydın" adlı albümü Aralık 2005'te kendi bestelerinin ağırlıkta olduğu "Karar Verdim" adlı albümü takip etti. Sanatçı bu albümüyle, bir altın plak sahibi daha oldu.

 

Altın plak ve Altın Kelebek gibi birçok ödül sahibi olan Nilüfer, müzikal kimliğinin yanı sıra 14 Kasım 1997'de UNICEF'in iyi niyet elçisi ve Türkiye temsilcisi seçildi. 2000 yılında evlat edindiği Ayşe Nazlı adında bir kız çocuğu bulunan sanatçı, Ajda Pekkan, Nukhet Duru ve Sezen Aksu ile birlikte Türk pop müziğinin dört divasından biri olarak anılmaktadır

23:00 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Nilüfer



Önce çocuklarına babalık yapsaydı

Selçuk Ural’ın “Oğlum Hakan onun yüzünden ölüyordu” sözlerine Sibel Can’dan yanıt geldi.

Selçuk Ural katıldığı TV programında eski gelini Sibel Can hakkında yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Ural’ın “Oğlum Hakan’ın en büyük hatası Sibel Can ile yaptığı evlilik oldu. O dönem yaşadığı sıkıntılar yüzünden manik depresif hastalığına yakalandı. Geceleri uyayamıyordu, ölümden döndü” sözleri üzerine gözler Sibel Can’a çevrildi. vatan'a konuşan Can eski kayınpederine ateş püskürdü.

 

- Selçuk Ural’ın sizinle ilgili iddialarına ne diyorsunuz?

Aslında konuşması gereken kişi benim ama çocuklarımın dedesi olduğu için yapacak bir şey yok. Ben çok iyi bir ana baba evladıyım. Aile terbiyesi aldım. Fakat ailemizin ve çocuklarımızın onurunu kıracak sözler duyduğum anda mahkemede bunun hesabını sorarım.

 

- O sözleri duyunca bir kadın olarak ne hissettiniz?

En başta çocuklarımın dedesi olduğu için çok incindim. Ben nasıl bir kadın olduğumun bilincindeyim. Çok düzgün, iyi bir kadınım. İyi bir kadın olduğum ortada ki hala konuşmuyorum. Sonuçta o bir dede. Ama maalesef ne Hakan’a ne de Aslı’ya babalık yapmamış. Bu yüzden önce dedeliğin mertebesine erişsin. Çocuklarına babalık yapmadığı için dedeliği bilmiyor.

 

 -Hakan Bey ile konuyla ilgili görüştünüz mü?

Çocuklarımın ikisi de babasıyla görüştü. İkisi de çok aklı başında çocuklar, ne yapması gerektiğini bilirler. Ben ayrıldığım günden bu yana Hakan Bey ile görüşmedim, konuşmadım. O aileden tek görüştüğüm insan babaanneleri Ceyhan Hanım’dır.

 

-En çok hangi lafa ‘Ben bunu haketmedim’ dediniz?

Ben yaşanan hiçbir şeyi haketmedim. Bir de aradan 10 yıl geçmiş nedir bu saçmalık anlayamadım.

 

-Hakan Bey sizin yüzünüzden manik depresif olmuş...

Hakan’ın psikolojik sorunlarını neden kendisine bağlamıyor. Hakan’a babalık yapmamış ki. Onu çocuğu olarak da kabul etmemiş. Bence önce biraz derinlere insinler. Aslında söylenecek çok söz var ama çocuklarımın dedesi olduğu için konuşmuyorum. Ölene kadar da konuşmayacağım. Konuşması gereken kişi benim ama ölene kadar susacağım.

21:16 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

sibel can



Bankta da yattım, camiye de gittim

Tesettürlü görüntüleri ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

Tesettürlü görüntüleri ile Türkiye'nin gündemine oturan Hilal Cebeci görüntülerle ilgili tüm gerçekleri Kenan Erçetingöz ile Yüz Yüze programında anlattı.

 

Hilal Cebeci yaptığı çarpıcı açıklamalarda babasını kanserden kaybettikten sonra psikolojik yardım aldığını babası ölmüş arkadaşları ile konuştuğunu gecceleri banklarda yatıp camiye gittiğini anlattı. Tüm bunların izleyenlere reklam gibi geleceğini fakat evde devamlı başının kapalı olduğunu hatta msn'de görüştüğü arkadaşlarının bile bu görüntüleri bildiğini anlattı.

 

Kendisini kimin ihbar ettiğini ve bu görüntüleri çekenlere kimin haber verdiğini bilmediğini söyleyen cebeci, herkese güvenmekle çok kaybettiğini söyledi.sanatçı kimliğinin ve seksapel giyindiği için yaşadığı sıkıntıları din konusunda bilirkişiler ile paylayştığını söyleyen cebeci müftüler ve din adamları ile devamlı görüştüğünü söyledi. bir çok ünlülerin namaz kıldığını ve camiye gittiğini anlatan Cebeci kendisinin neden bu kadar elştirildiğini anlamadığını söyledi…

21:15 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Hilal Cebeci



Türkiye'ye küsüp Amsterdam'a yerleşti

Kuşum Aydın bize küstü!

Mehmet Ali Erbil, Kuşum Aydın'ın Türkiye'ye küsüp Amsterdam'a yerleştiğini söyledi.

 

Sunuculuğunu yaptığı programlarda sık sık espriyle karışık laf attığı Kuşum Aydın'a resmi olmasa da ekran yasağı getirildiğini söyleyen Erbil, önceki akşamki programında Aydın isimli yarışmacıyı anons ettikten sonra, "Aydın artık Amsterdam'da yaşıyor. Cinsel tercihinin çok irdelenmesi ve gizli yasaklanmalar sonucunda Hollanda'ya gitti. Oradan sık sık oğlu Ali Sadi'nin resmine bakıp hüzünlenip ağlıyormuş. Biz hoşgörülü bir diniz, kimseyi tercihleri yüzünden yargılamayız ama Aydın küsüp terk etti. Bu yasaklar bize yakışmıyor" dedi.

21:14 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Kuşum Aydın



Modaya uydu

Modaya uydu, soluğu Londra'da aldı

Albüm kayıtlarını yurt dışında yapan ünlüler kervanına Gülşen'de katıldı.


Ekibiyle Londra'ya giden seksi şarkıcı, hem müzikal hem de görsel anlamda yeni albümü için hazırlık yapacak. Gülşen, ayrıca İngiltere'deki mağazalardan bol bol alışveriş yapmayı da planlıyor.

21:13 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Gülşen



Sonraki Sayfa


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler


Son Yazılar
- genç kızlara bere
- derya baykal örgü modelleri, derya baykal örgü modelleri, www.de
- örgü bebek yapımı
- bere örnekleri ve yapılışları
- sarmaş dolaş şal örnekleri
- panço örgü modelleri anlatımlı
- bolero hırka modelleri
- atkı örnekleri
- nako bebek örgüleri şapkalar
- derya baykal örgü modelleri
- Derya Baykal Bere Modelleri
- şal modelleri
- yepyeni şal örnekleri burada arkadaşlar
- şal modelleri
- şallar burada
- şal örnekleri
- ogrenciler Mantik'tan Sinifta Kalkti
- Sunguroglu ve Mutafoglu Liseleri en basarili 3 ozel okul arasind
- Sifir ceken 41 lisenin mudurune inceleme
- Aksaray İHL oSS'de Turkiye sampiyonu
- ozel Sanko Lisesi’nin oSS basarisi
- Fakibaba oSS Adaylari İle Bulustu
- Gemlik Ticaret Lisesine Buyuk Onur
- OSS degisikligi kapida
- bebek kazakları, bebek kazakları modelleri, örgü bebek kazakları

Etiket Bulutu

genç kızlara bere genç kızlara bereler derya baykal örgü modelleri www.deryabaykal şapka örnekleri.com örgü bebek yapımı örgü bebek bere örnekleri ve yapılışları bere örnekleri sarmaş dolaş şal örnekleri şal örnekleri panço örgü modelleri anlatımlı panço örgü modelleri bolero hırka modelleri bolero hırka örnekleri atkı örnekleri atkı modelleri nako bebek örgüleri şapkalar nako bebek örgüleri derya baykal örgü


Sandikli Kaplıcası | Sandikli Kaplıcaları | Ömer Gecek Kaplıcası | Ömer Gecek Kaplıcaları | Bolvadin Heybeli Kaplıcası | Bolvadin Heybeli Kaplıcaları | Gazlıgöl Kaplıcası | Gazlıgöl Kaplıcaları