BİLGİSAYAR VE TEKNOLOJİ

Bitkisel hayattan çıktım albüm geliyor

Yaşadığınız bu ruh hali şarkılarınıza da yansıyacak mı?
Albümün dokuz şarkısı Erdem ile bana ait. Adını 'Aşkın Uyanışı' koydum. Bütün şarkılar ayrılık, ihanet ve aşkla ilgili ve aslında biz bunların hepsini ayrılmadan önce yapmıştık. Şimdi daha derin şeyler hissediyorum ve bazı sözleri değiştirme ihtiyacı duyuyorum. Albüm çıkınca dinleyenler, "Bu kız kesin boynuz yedi" diyecek. Ama öyle değil. Bitkisel hayattan çıktım. Albümümü kasım ayına yetiştirmek istiyorum.

* Abüm aralıklarını niye uzun tutuyorsunuz?
Repertuvarım hazır ama ben darbeli zamanların kadınıyım, yaz kadını değilim... Ayrıca piyasa da curcuna zaten.
Dakika başı, ekstra iş gelsin diye albüm yapıyorlar. Şükürler olsun ben zaten çok iş yapıyorum. Benim buna ihtiyacım yok.

14:32 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

isin karaca



Ezginin Günlüğü

 

Nadir Göktürk

1950 Mersin doğumlu. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu. Grubun kurucularından. Müzikleriyle ve şarkı sözleriyle gruba katkı sağlıyor. Ayrıca bugüne dek birçok sinema filmi ve belgesel film için müzikler yazdı.

Hüsnü Arkan

1958 Kınık doğumlu.Hukuk fakültesini bitirdi.1993 yılında gruba katıldı. Şarkı sözleri ve müzikleriyle gruba katkı salıyor. Grupta şarkı söylüyor. "Ölü kelebeklerin Dansı" ve "Menekşeler Atlar ve Oburlar" adlı iki romanı yayınlandı.

Eylem Atmaca

1977 Gebze doğumlu. İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu. 2002 yılında gruba katıldı. Grupta şarkı söylüyor.

Fatih Saçlı

1959 İstanbul doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Flüt Bölümünden mezun oldu. 1990 yılında gruba katıldı. Grupta flüt ve saksafon çalıyor.

Erkan Gürer

1970 Tokat doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi mezunu.Çeşitli gruplarda bas çaldı. 1993 yılında Ezginin Günlüğüne katıldı.

Sedat Yapıcı

1971 Gaziantep doğumlu. Marmara Üniversitesi sinema televizyon bölümü mezunu. 1993 yılında gruba katıldı. Grupta gitar çalıyor. Ayrıca; 1998 yılında yayınlanan “Aşk Yüzünden” albümündeki ‘Sarhoş Balık’ ve ‘Topal Martı’ ile 2000 yılında yayınlanan “Rüya” albümünden ‘Elma’ şarkılarının kliplerini çekti.

Gökhan Tümkaya

1976 İskenderun doğumlu. İstanbul Üniversitesi SBF İşletme Bölümü mezunu. 2001 yılında gruba katıldı. Grupta davul çalıyor.

00:01 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Ezginin Günlüğü



Zara

Zara, 15 Ocak 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Küçük yaşlarda müziğe olan tutkusu dikkat çekti ve ailesi ile yakın çevresinin desteğiyle bir amatör kaset yaparak müziğe ilk adımını attı.

O yıllarda Milliyet Gazetesi Halk Müziği Yarışması açmıştı. Zara, 1991 ve 1993 yıllarında yapılan bu yarışmalara katılarak Türkiye birincilikleri kazanma başarısı gösterdi.

Daha sonra İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Şan Bölümü'nde müzik eğitimi almaya başladı.
1996 Yılında TRT'nin açtığı "Yetişmiş Ses Sanatçısı Sınavı"nı kazanarak TRT İstanbul Radyo Türk Halk Müziği Akitli Ses Sanatçısı olarak görevine başladı. Ertesi yıl Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen "Yunus Emre Müzikal"inde oyuncu ve solist olarak sahne aldı.

Artık Zara kendini yetiştirmiş, profesyonel anlamda bir albüm çalışması yapmaya hazır hissetmeye başlamıştı. Çevresindekilerin ısrarı üzerine, kendisini 1998 yılında hazır hisseden Zara, 10 yaşından beri kendisini tanıyan Ali Osman Erbaşı'nın müzik yönetmenliğini yaptığı ilk albümü "Avuntu"yu büyük bir mutlulukla tamamladı. O yıldan bu yana da başarılı albümler çıkarmaya devam ediyor.

Zara müzikten farklı olarak ayrıca "Eylül Fırtınası" ve "Deli Yürek-Boomerang Cehennemi" isimli sinema filmlerinde oyunculuğunu sergilemiştir.

00:00 - 20/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Zara



Kıraç

 

1972 yılında Kahramanmaraş’da öğretmen bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Kıraç, ilk öğrenimine burada başladı. 1982’de ilkokul dördüncü sınıftayken babasının tayini nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. İlk orta ve Lise eğitimini İstanbul Hasköy’de tamamladı.

 

Küçük yaşlarda müziğe olan eğilimi ortaya çıkan Kıraç’ın ilk enstrumanı kendi kendine öğrendiği babasına ait bağlamaydı. Lise’ye başladıktan sonra onun bu yeteneğini keşfeden müzik öğretmeni Refik Köksal’ın ilk gitarını hediye etmesi Kıraç’ın hayatında bir dönüm noktası oldu.

 

Lise eğitimini tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümüne girdi. 1992 yılına gelindiğinde Ortaköy Martı barda sahne hayatına başladı. Kendi müziğini daha geniş kitlelere duyurma, paylaşma arzusu sonucu 1994 yılında ilk demo kasetini hazırladı. Pek çok firmayla görüşmeler yaptı hiçbir sonuç alamadı. Sonunda albümünün finansmanını kendi karşılayarak Deli Düş’ü tamamladı. Çeşitli firmalarla görüşmeleri yine sonuçsuz kaldı.

 

Bir arkadaşının aracılığıyla TMC ile tanıştı. 1998 yılı Mayıs ayında ilk albümü “Deli Düş” müzikseverlerle buluştu. ‘Dağların Kadını’, ‘Talihim Yok Bahtım Kara’ ve ‘Ben Yolumu Bulurum’ şarkılarına klip çekilen Kıraç, başlangıçta çok geniş kitlelere sesini duyuramadı ama sağlam bir dinleyici kitlesinin çekirdeğini oluşturmayı başardı.

 

1999 yılı Aralık ayında ikinci albümü “Bir Garip Aşk Bestesi” çıktı. İlk klibi ‘Gidiyorum’ un başarısının ardından Kıraç dinleyenler bir çığ gibi büyümeye devam etti.

 

2001 yılı Şubat ayında Funda Arar’la yaptığı düet albüm “Sevgiliye” albümü Sevgililer Günü anısı olarak dinleyicilerle buluştu. Bu albümde ‘Sevgiliye’ ve ‘Çeşminaz’ parçaları kliplendi. 2001 yılı sonunda müzikseverlerle buluşan “Zaman” albümüyle geniş kitlelere sesini duyurmaya devam etti. Bu albümde ‘Endamın Yeter’, ‘Gönül’, ‘Kan ve Gül’, ‘Yıllar Sonra’ ve ‘Zaman’ parçalarına klipler çekildi. O artık konserler için bir şehirden bir şehre koşan, bütün parçaları konserlerde binlerce kişi tarafından söylenen ve her manada sevenleriyle buluşan bir sanatçı oldu.

 

2002 yılında TMC Film’den gelen bir diziye jenerik ve müzik yapma teklifi müzikal yaşamında yeni bir kapı açtı. “Zerda” nın jeneriği ve müzikleri geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı. Milyonlarca izleyici her hafta dizide olacakların yanı sıra müzikleri, yeni melodileri merakla beklediler. Zerda’nın başarısını bir başka dizi, Bir İstanbul Masalı takip etti. Binbir Gece, Sessiz Fırtına, Gönül Salıncağı, Yağmur Zamanı gibi dizilerde Kıraç’ın müzikleri ile hayat buluyor.

 

2003 Eylül ayında “Kayıp Şehir” albümü için stüdyo çalışmalarına başladı. Kıraç ve son albümü “Kayıp Şehir” 2 Mart 2004 tarihinde sevenleriyle buluştu. İlk klibini internet sitesindeki hayranlarının oylarıyla ‘Razıysan Gel’ adlı parçaya çeken Kıraç ikinci klibi 'Senden Başka' ile tüm tv kanallarında gösterime girdi.

 

Kıraç’ın son albümü “Benim Yolum”, 2007 senesinde TMC tarafından çıkarıldı

23:58 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Kıraç



İbrahim Tatlıses

 

İbrahim Tatlıses 1954 yılında Şanlıurfa’da bir mağarada doğdu. Yedi çocuklu kalabalık ve fakir bir ailenin çocuğuydu. Babası gariban bir ciğerciydi. Çocuk yaşlarda çalışmaya başladı, yaşamın ağır yükünü omuzladı. İnşaatlarda soğuk demir ustalığı yaptı. Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söyleyen bu muazzam sesi duymasıyla birlikte şöhret yolu açılmış oldu. Önce Adana'da ardından Ankara'da çeşitli gazinolarda sahne aldı. Yetmişli yılların ortalarına doğru İstanbul'a geçerek orada sahne almaya başladı.

İlk albümü...
Tatlıses, ailesinin ve çevresinin yardımıyla ilk kasetini çıkarır. 1977 yılında çıkardığı "Ayağında Kundura" adlı kırkbeşlik plakla tüm Türkiye'ye sesini duyurdu. Ardından "Sabuha", "Dom Dom Kurşunu", "Bir Mumdur" gibi türküleriyle Türkiye'de fırtınalar koparır.

80’li yıllar...
Seksenli yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri onunla tanıştı. Yunanistan'dan Suudi Arabistan'a, Almanya'dan Afganistan'a çok geniş bir coğrafyada, milyonlarca hayran edindi.
Kasetleri ve posterleri bazı ülkelerde milyonlarca satarken yurtiçinde ve yurtdışında sayısız ödülün sahibi oldu.

Seksenli yıllarda çıkardığı "Allah Allah", "Kara Zindan", "İnsanlar" ve "Fosforlu Cevriyem" gibi albümlerinin satışı milyonları aştı. 80'li yıllar İbrahim Tatlıses'in yılları olmuştu.

90’lı yıllar, ticarete atılım ve unutulmaz şarkılar...

Sanatçı 90'lı yıllarda türkülerden, Arabesk müzik tarzına geçti.

90'lı yıllar aynı zamanda İbrahim Tatlıses için ticaret hayatının da başladığı yıllar oldu.
Tatlıses Turizm, Tatlıses Lahmacunculuk, Tatlıses Otelleri gibi birçok şirket kuran sanatçı, şarkıcılığından kalan zamanlarda bunlarla uğraşmayı tercih etti.

İbrahim Tatlıses, 1991 yılında müzik sektörünün kurumsallaşmasında ilk adımı atan Raks Müzik'le anlaştı. Ve ertesi yıl "Ah Keşkem" adlı albümüyle çıktı hayranlarının karşısına...

Uğur Bayar ve Mustafa Özhan ikilisinin müzik yönetmenliğini yaptığı albüm, söz ve müziği kendisine ait "Ah Keşkem"le çıkış yaptı. "İki Gözüm İki Çeşme" ve "Yar Diline" gibi popüler parçaların yanı sıra kendisine ait eserleri yorumladı.

1993 yılında çıkardığı albüm ise "Mega Aşk" adını taşıdı. Mustafa Özden'in yönetmenliğini ve aranjörlüğünü yaptığı albümde Selami Şahin, Yusuf Hayaloğlu, Ali Gencebay, Arif Sağ,  Hasan Kaplan'a ait parçalarla birlikte kendi şarkılarını yorumladı.

 

1994 tarihini taşıyan "Haydi Söyle" albümü Burhan Bayar, Arif Sağ, Özkan Turgay ve Zafer Dalgıç'tan oluşan uzman bir kadro eşliğinde hazırlandı.

‘Haydi Söyle’, ‘Nankör Kedi’, ‘Saza Niye Gelmedin’ ‘Tombul Tombul’ gibi parçalar büyük beğeni kazanırken, Tatlıses köklerini de unutmayarak ‘Maraş Maraş’ adlı derlemesini seslendirdiği Kazancı Bedih'i de müzikseverlere tanıtmış oldu.

İbrahim Tatlıses, 1995 yılında "Klasikleri" albümünü yaptı.

"Ben De İsterem" adını taşıyan 1996 tarihli albümüyle yeni bir satış rekoruna imza attı.
Sendur Güzelel'in yönetmenliğini, Osman İşmen'in aranjörlüğünü yaptığı çalışmada yer alan "Fırat" türküsüyle uzun süre listelerde kaldı.

‘Allah’ım Neydi Günahım’, ‘Yakamoz’, ‘Yol Ver Dağlar’ gibi popüler parçaları kendisine has üslubuyla yorumlayarak 1996 ve 1997 yılında sayısız ödülün sahibi oldu.

Hızını kesmeyerek ertesi yıl "At Gitsin" albümünü piyasaya sürdü. Tatlıses bu albümde, Kayahan'ın ‘Odalarda Işıksızım’, Sezen Aksu'nun ‘Erkekler’ ve Yıldız Tilbe'nin ‘Anam’ adlı parçalarını yorumladı. ‘Bi Tanem’, ‘Güneş Doğmuyor’ ve ‘Ağlıyorum Kahrımdan’ adlı parçalarını seslendirdiği yeni bir yeteneği, Cengiz İmren'i müzikseverlere tanıttı.

 

Tatlıses, son albümü “Neden” ile 2008 yılında yeniden hayranlarının karşısında.


İbrahim Tatlıses, seksenli ve doksanlı yıllar boyunca çevirdiği sinema filmleriyle de çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtladı. Talk Show programları hazırladı, çeşitli sanatçıların klip, senaryosunu kendi yazdığı filmlerin ve dizilerin de yönetmenliğini yaptı.

İbrahim Tatlıses, yalnız sanatçı kişiliğiyle değil, yanında çalıştırdığı iki bin kişiyle ve hâlâ insanlara iş alanları açan başarılı işadamı kimliğiyle de Türkiye'nin sayılı isimleri arasında yer alıyor.

Yönetmen, oyuncu, senarist, söz yazarı, besteci ve yorumcu İbrahim Tatlıses'in sahip olduğu şirketler grubu; gıda, film, prodüksiyon, turizm, havacılık ve yayıncılık dallarında faaliyetlerini sürdürüyor.

Çocukları...
İbrahim Tatlıses, Şanlıurfa'da bulunan eski eşinden 1 erkek ve 2 kız, sinema sanatçısı Perihan Savaş'tan bir kız ve yine sinema sanatçısı Derya Tuna'dan 1 erkek çocuğu sahibi...


Albümlerinden bazıları...
Sevdim de Sevilmedim, Doldur Kardeş İçelim, Kara Sevda, Aldırma Gönül, Ceylan, Gülmemiz Gerek, Yaşamak Bu Değil, Mutlu Ol Yeter, Yalan, Mavi Mavi, Gülüm Benim-Gülümse Biraz, Allah Allah-Hülya, Fosforlu Cevriyem, Söylim mi?, Vur Gitsin Beni-Yemin Ettim, Ben Aşk İçin Ölürüm, Ah Keşkem, Mega Aşk, Haydi Söyle, Ben de İsterem, At Gitsin,
Selam Olsun, Yetmez Mi?, Tek Tek, Aramam, Sizler için, Neden...

23:57 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

İbrahim Tatlıses



Ahmet Kaya

 

Ahmet Kaya, 1957 (Malatya) – 16 Kasım 2000 (Paris) yılları arasında yaşamış, büyük kitlelere seslenmiş bir özgün müzik sanatçısıdır.

Ahmet Kaya, Malatya'da beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 1957 yılında dünyaya geldi. Mensucat işçisi bir baba, çocuklarını yetiştirmekle yükümlü bir anne ve diğer dört kardeşle birlikte geçen çocukluk... Babası, neredeyse onun boyu kadar olan bir bağlama ile eve geldiğinde mutluluğun bu olduğunu düşünür. Dokuz yaşındadır daha. 24 Temmuz İşçi Bayramı’nda sahneye çıkarırlar onu, bir daha unutmaz bunu...


Yaz tatillerinde, ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışır. 'Başar ağabey'yi tutuklanınca Ahmet, küçük bağlaması ile ilk bestesini yapar: "Bir Wolksvagen alacağım, Adını ‘Başar’ koyacağım" der... Ruhi Su’nun plaklarını satın alan Ahmet Kaya, bol paçalı pantolonlar giyen uzun saçlı 68’lilerden etkilenen gençir artık... Mensucat fabrikasından emekli olan babası, daha iyi bir yaşam için İstanbul’a göç eder. İstanbul/Kocamustafapaşa’ya yerleşirler.

Ahmet Kaya, türküler, devrimci marşlar, Ruhi Su ve Zülfü Livaneli’den müzikal anlamda etkilendiğini inkar etmez, ama kedi sesini arar. Bütün boş zamanlarda bağlama çalıp şarkılar söyler. Boğaziçi Üniversitesi’nde bir panelede Ruhi Su’yla karşılaşır. Ustayı çok sevse de yetmeyen birşeyler vardır Ahmet Kaya için, bunu ifade etmeye çalışır Ruhi Su’ya. Ruhi Su'nun 'Mahsus Mahal' türküsünü kendince yorumlar O'na. Bağlamanın sapını tutan Ruhi Su, 'Böyle bağlama çalınmaz!' der. Oysa Ahmet Kaya asi. Farklı birşeyler yapmak ve kendini aramaktadır.


Seksenli yılların başı talihsizliklerle geçer. Evliliği biter, bebeği ondan ayrı büyümeyecektir ve çok zordur. Bu dönem bestelerinin olgunlaştığı dönemleridir bu yıllar. Sadece müzikle kendini ifade eden Ahmet Kaya, 1985 yılına geldiğinde kararını verir. 'Zamanıdır' deyip, koltuğunun altında şarkılarını alıp, Unkapanı’nın yolunu tutar. Dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadığı bu müziğe kimse yüz vermez. Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar. Ama hemen toplatılır. Yapılan itiraz sonuç verir. Olay gazetelere yansır, Ahmet Kaya’nın “Ağlama Bebeğim” adlı albümü Danıştay kararıyla serbestir artık!'

Bu arada. Üniversite öğrencileri, dar gelirliler, 12 Eylül darbesinden nasibini almış-çeşitli kesimlerden tutuklu yakınları, Türkiye’de demokrasiyi yeniden inşa etmeye kararlı kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları Ahmet Kaya'nın dinleyici profilini oluşturur.

Kısa bir süre sonra ikinci albümü “Acılara Tutunmak”ı yapar. Ahmet Kaya, edindiği toplumsal, siyasal duyarlılıkla üretim yapmaktadır, peşpeşe albümler çıkarmaktadır.
O sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan Nevzat Çelik'in 'Şafak Türküsü' şiirini besteler, aynı zamanda üçüncü albümün de adıdır “Şafak Türküsü”. Üllkenin gündemindeki idam cezaları ve hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde bulunduğu durumu şarkılaştırmıştır...

“An Gelir” isimli dördüncü albümünde, Atilla İlhan Hasan Hüseyin ve Ülkü Tamer'in şiirlerini besteleyen Ahmet Kaya, yeni arayışlar içerisine girmiş, besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmiştir. İlk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra Sezer Bağcan, Oğuz Abadan gibi isimlerle çalışan Ahmet Kaya, dördüncü albümde Osman İşmen ile çalışmaya başlar ve bu beraberlik uzun yıllar sürer...

Beşinci albümünde ünlü şairlerin yanı sıra Yusuf Hayaloğlu'yla çalışmaya başladı. lu'yla “Yorgun Demokrat” isimli bu albüm, gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine Türkiye’nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 Eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile getirmiştir.

Konserde kendisine bağlamasıyla eşlik eden Ahmet Koç’la altıncı albümü olan “Sevgi Duvarı” nın hazırlıklarına başlar. “Resitaller” adını verdiği albümde canlı konser kayıtlarını toplar. “İyimser Bir Gül” adını taşıyan yedinci albümü, Türkiye doksanlı yıllara adımını atmış, Ahmet Kaya gündemi ile ülke gündemi yine örtüşmüştür. Ardından “Başkaldırıyorum” albümü gelir. 

Ağırlıkla Türk Halk Müziği’nden örneklerin yer aldığı “Resitaller 2” adlı albümünün ardından onuncu albümü “Dokunma Yanarsın” çıkar. 1993’de “Tedirgin”, 1994’te “Şarkılarım Dağlarda” albümleri satış rekorları kırar. Ahmet Kaya, 1995’te de “Beni Bul” adlı onüçüncü albümünü yayınlar.


1996’da “Yıldızlar ve Yakamoz”, 1998 yılında Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’den oluşan çekirdek kadroyla hazırladığı “Dosta Düşmana Karşı” albümlerinin ardından 'Gak Production' isimli bir yapım firması da kuran Kaya, Kent Ozanları isimli çağdaş halk müziği yapan bir grup ve on yıldır asistanlığını yapan Çetin Oraner’in albümlerine de yapımcı olarak imza atar.

Türkiye'de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu. Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti.

Kaya, son olarak Gazeteciler Derneği’nde yaptığı konuşmada “Kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum” deyince medyanın hışmına uğradı ve yüzünden Fransa’ya gitti.

Ahmet Kaya, 16 Kasım günü sabah saat altıda kalp krizi geçirerek hayata veda etti.

23:56 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Ahmet Kaya



Ajda Pekkan

 

Ajda Pekkan, 12 Şubat 1946 yılında İstanbul'da doğdu. Babasının deniz binbaşısı olması nedeniyle çocukluğu Gölcük'te, Amerikan askerlerinin ailelerinin arasında, modern bir ortamda geçti.

 

1962 yılında, dönemin popüler gece kulübü Çatı'da program yaparak sanat dünyasına adım atan Ajda Pekkan, bir yıl sonra, 1963 yılında SES Dergisi'nin, sinemaya yeni yüzler kazandırmak amacıyla açtığı kapak yıldızı yarışmasına katılarak ve birinci olarak, profesyonel kariyerini başlattı.

 

Avrupai görünümü ve cüretkar tavırlarıyla kısa zamanda Yesilçam'ın gözde sanatçılarından biri olan Pekkan, 1963 yılında, ‘Adanalı Tayfur’ ile ilk kez çıktığı kamera karşısında, 1967 yılında çevirdiği ‘Harun Resit'in Gözdesi'ne kadar başrollerini Ayhan Işık, Cüneyt Arkın, İzzet Günay ve Ediz Hun gibi sanatçılarla paylaştığı 47 film çevirdi ve sinema hayatını noktaladı.

 

Gönlündeki müzik tutkusu, her zaman sinemadan daha ağır basan Ajda Pekkan, Türk müziğinde batı tarzı pop şarkıları söyleyen ilk şarkıcılardan biri olmuştur. İlk başlarda italyanca, fransızca, ingilizce parçalar seslendiren sanatçı, bu parçaların türkçe versiyonlarını da söylemiştir.

 

1965 yılında kendine ait ilk plağı “Her Yerde Kar Var” - 17 Yaşında piyasaya sürüldü. 1967 yılında çıkardığı “İki Yabancı” 45'liği ile satış rekoru kırdı. 1968 ve 1969 yıllarında, üstüste katıldığı Uluslararası Apolloniya Müzik Festivali’nde, ‘Özleyiş’ ve ingilizce seslendirdiği ‘Perhaps One Day’ isimli şarkılarla, Türkiye’yi temsil etti.

 

Başarı grafiği günden güne yükselen Ajda Pekkan, 70’li yılların başında, yurtdışı Plak şirketlerinin ilgisini çekerek, uzun süre Fransa’da çalıştı. Yurt dışında bulunduğu bu zaman sürecinde, ilk başarı, ‘Mort Shuman’ ve ‘Etien Roda Gil’in kendisi için besteledikleri ‘Babylone Babylone’ çalışmasıyla taçlandı ve bir Ajda zirvesi olan, Paris’in ünlü Olympia Müzikholü’nde, Cezayir asıllı şarkıcı ‘Enrico Macias’ ile verdiği seri konserler gerçekleşti. Yine aynı dönemlerde, Fransızca, Almanca, Yunanca, İspanyolca ve Japonca seslendirdiği şarkılarla, uluslararası platformda başarısını pekiştirdi.

 

70’li yılların ortalarında, tam bir Ajda Pekkan fırtınası esiyordu. Herbiri birer Ajda Pekkan klasiği olan ‘Tanrı Misafiri’, ‘Kimler Geldi Kimler Geçti’, ‘Hoşgör Sen’ gibi başarılı çalışmalara imza attı.

 

1977 yılında, Yamaha Müzik Festivali’nde, Fransa'yı Fransızca bir şarkı olan ‘A Mes Amours’ ile temsil ederek, En iyi yorumcu / En iyi şarkı olmak üzere, iki ödül kazandı. Bu başarının ardından, Japonya’da iki 45’lik çalışması piyasaya sürüldü.

 

1977 yılında, o güne kadar benzeri görülmemiş kapak dizaynı ve prodüksiyonla piyasaya sunulan Süperstar albümü, halk konserleri, sahne çalışmaları ve konuk sanatçı olarak katıldığı uluslararası organizasyonlarda başarıdan başarıya koşan sanatçı, 1979 yılında, Süperstar 2 albümüyle kariyerinin doruğuna çıktı.

 

1980 Eurovision Yarışması'nda, ‘Petrol’ isimli parçasıyla Türkiye'yi temsil eden Ajda Pekkan, hiç haketmediği bir sonuçla karşılasınca, bir süre dinlenmek için Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşme kararı aldı.

 

A.B.D. yıllarından sonra, yurda döner dönmez, çok farklı bir şölen olan “Süperstar 83 Show” ve dönemin popüler gruplarından “Beş Yıl Önce 10 Yıl Sonra” ile ortak bir albüm geldi. Bu dönemde evliliği nedeniyle ara verdigi müzik yaşantısına 1989 yılının son günlerinde çıkardığı “Ajda 90” albümüyle geri döndü. Ajda 90 albümünü, “Ajda 91”, “Ajda 93” ve “Ajda 96” albümleri takip etti. 1998’de “Best Of”, 2000’de Best Of albümünün devamı niteliğinde 2 CD'lik “Diva” ve 2003’te, yaza damgasını vuran “Sen İste” single çalışmasıyla yine başarılı başarı grafiğini yükseltti.

 

1998 yılında, böylesine başarılı ve istikrarlı kariyeri olan Ajda Pekkan, Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı ünvanıyla onurlandırıldı.

 

2006 senesinde piyasaya çıkan son albümü “Cool Kadın” ile sevenlerini yeniden mest eden Ajda Pekkan, Türk pop müziğinin en önemli kadın seslerinden biri olduğunu da, bir kez daha kanıtladı.

23:55 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Ajda Pekkan



Tarkan

 

Türk pop müziğinin önde gelen isimlerinden Tarkan, müziği ve sürekli yenilenen çizgisiyle farklılığını ta ilk albümünde ortaya koymuş ve kısa sürede dünya çapında tanınan bir star haline gelmeyi başarmıştır. Yurtiçi ve yurtdışında kazandığı ödüllerin yanı sıra Rusya'da en çok satan yabancı pop yıldızı olarak anılması Tarkan'ın müzikalitesinin de önemli bir göstergesidir.


Tam adı Tarkan Tevetoğlu olan pop sanatçısı, 17 Ekim 1972'de Almanya'nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Alzey'de dünyaya geldi. 6 kardeşin beşincisi olan Tarkan, daha çok küçük yaşlardayken başlayan müzik merakıyla diğer kardeşlerinden farklı olduğunu hemen belli eder.
Tarkan, 14 yaşındayken, 1986'da aile mensuplarının çoğu ile Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Türkiye'de lise eğitiminin yanısıra Karamürsel Musiki Cemiyeti'nde nota, solfej, şan ve Türk Sanat Müziği dersleri aldı.  

 

Tarkan'ın ilk büyük çıkışı Aralık 1991'de piyasaya sürülen “Yine Sensiz” adlı albümüyle olur. Albümün en dikkat çeken şarkısı ‘Kıl Oldum Abi’ kısa sürede dilden dile dolaşmaya başlarken albüm satışları 700 bin tirajına ulaşır. 

Mayıs 1994'te Sezen Aksu'nun desteğiyle çıkan “A-acayipsin” albümünde farklı bir Tarkan imajı çizen yıldızın bu albümünün 2.5 milyona yakın satması da ayrı bir başarının göstergesidir. Türkiye'de verdiği konserlerin yanı sıra Avrupa'da da turneye çıkan Tarkan, böylece sesini daha büyük kitlelere duyurabilmiş olur. Türkiye'de verdiği konserlerin o güne kadar en büyük sponsorlu turneler olması ve farklı illerde yaklaşık 750 bin dinleyiciye ulaşabilmesi de ayrıca önemlidir.

Ahmet San ve Ahmet Ertegün'le 1995'de Atlantik Records'un New York'taki merkezinde bir sözleşme imzaladı. 1994 -1997 yılları arasında İsviçre, Hollanda, İngiltere ve Almanya’da toplam 12 şehri kapsayan üç büyük Avrupa turnesine çıktı. 1995 yılında New York Palladium’da verdiği konser, Türkiye’de canlı yayınlandı.

Tarkan'ın Temmuz 1997'de yayınlanan “Ölürüm Sana” albümü önceki albümün satış rakamlarını da aşarak 3 milyona ulaştı. Müziğin yanı sıra, kalitenin çıtasını daha da yükseğe çıkarmak isteyen Tarkan kendi müzik şirketi olan HITT Prodüksiyon'u kurar.
1998 yılında Walt Disney'in 35'inci uzun metrajlı çizgi filmi olan Herkül'ün baş karakterini Türkçe olarak seslendirdi.

Dünyanın en büyük firmalarından Polygram'ın (şimdiki adı Universal) Fransa ayağı Podis, “Ölürüm Sana”nın hit parçası ‘Şımarık’ın single'ını piyasaya sürdü ve sonuç almakta gecikmedi. Şımarık Fransa'da 3, Belçika'da 1 numaraya kadar yükseldi. Şirket bunun üzerine, içinde “Ölürüm Sana” ve “A-acayipsin” albümlerinden parçaların yer aldığı “Tarkan” adlı bir derleme albüm yayımladı (1999).

 

1999 yılında Tarkan ilk büyük ödülünü World Music Awards'tan "Yılın En Çok Satan Ortadoğulu Şarkıcısı" olarak aldı. Meksika’da Platin; Fransa, Hollanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsveç ve Kolombiya'da da Altın Plak ödülleri kazandı.

2001'de 5 değişik versiyon halinde “Kuzu Kuzu” adlı single'ını çıkardı. Kuzu Kuzu'nun hemen ardından Ağustos ayında Karma albümüyle çıkış yaptı.

Tarkan yalnızca müziğiyle değil bir reklam yıldızı olarak da hayli popüler olduğunu kanıtlamakta gecikmedi. Sinan Çetin ve Rebecca Has Çetin tarafından sürdürülen Turkcell Hazır Kart reklamlarında Özgür Kız'a rol arkadaşlığı yaptı ve aynı kampanya için ‘Özgürlük İçimizde’ adlı bestesini hazırladı.

Haziran 2003'te “Dudu” adlı maxi single'ını çıkaran Tarkan, 2004'ün başında Tarkan markalı parfümü piyasaya sürdü.

Tarkan 2005 yılında “Bounce” adlı bir İngilizce single daha çıkardı. Arap ezgilerinin yoğunlukta olduğu bu albümde Bounce şarkısının beş ayrı versiyonu bulunduğu gibi ‘I wanna Hear Love Speak (Shhh)’ parçası ve remix'i de yer alıyor. Albümde söz ve müzikleri Tarkan, Devrim Karaoğlu, Pete 'Boxta' Martin, Elijah Wells ve Lional Bermingham hazırladı. I Wanna Hear Love Speak'te perküsyona emeği geçen isim ise Mehmet Akatay.

 

Tarkan, 2007 senesinin sınunda “Metamorfoz” adlı son albümünü çıkardı. Albümün ilk klibi ‘Vay Anam Vay’ adlı şarkıya çekildi.

23:53 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

tarkan



deniz seki

 

01 Temmuz 1970'de İstanbul doğdu. İlkokulu Maçka Süheyla Artem, orta ve lise eğitimimi de yatılı olarak Çamlıca kız Lisesi'nde okudu. Okulunu bitirdikten sonra, TRT İstanbul televizyonundaki sunuculuk sınavlarına katılarak sunucu olmaya karar verdi. İdealist bir yapıda olan şarkıcı sunuculuk yaparken içindeki müzisyen ruhunun çıkması biraz zaman aldı. Öyle ki, 1993 Yılında Melih Kibar'la tanışması sonucu müzik hayatına başladı.

Tesadüfler sonucu Melih Kibar'la tanışması ile reklam filmlerini seslendirmeye başladı. Daho sonraları Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar gibi şarkıcılara vokalistlik yaparak yoluna devam etti.

1995 Yılında, kendini iyice şarkı söylemeye hazır hissettiği anda, medeni cesaretini göstererek "POP - SHOW 95" Şarkı yarışmasına katıldı ve kendi yazdığı şarkı sözüyle 1. oldu.

Ve 1997 yılında, uzun çalışmalar sonucunda 1. albümü olan "Hiç Kimse Değilim" müzikseverlerle buluştu. Yaşadığı acı ya da tatlı duygu yoğunlukları, söz ve bestecilik kimliğinin ortaya çıkmasını sağladı.

25 Aralık 1999 tarihinde, söz ve müziklerinin birçoğu kendine ait olan "Anlattım" isimli albümüyle bir kez daha sevenleriyle buluştu.Bu albümü ile başarısını daha da pekiştirdi.

3. Albümü "Şeffaf" Ocak 2002 tarihinde çıktı ve kendinden söz ettirmeyi de başarabildi. Bu albümde sırasıyla "Unutursun" ve "Yakamoz" isimli şarkılara klip çekildi.

4. albümü "Aşkların En Güzeli" Eylül 2003'te çıktı. Bu albümü ile çocukluğunun şarkılarını, günümüz müziğiyle yeni nesillelere taşımak, kaybolmaya yüz tutmuş 70'lerin Türkçe pop müziğinin asla kaybolmayacağını ve kaybolmaması gerektiğini anlatmaya çalıştı.

Seki, 2005 senesinde “Aşk Denizi” adlı albümünü yayınladı. 3 senelik bir aranın ardından sanatçının yeni albümü “Sahici” 2008 senesi yazında raflarda ki yerini aldı.

23:52 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

deniz seki



Ferhat Göçer

 

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Devlet Konservatuarı Şan Bölümü mezunu Ferhat Göçer; iki yıl sözleşmeli olarak çalıştığı Devlet Opera ve Balesi’nden, doktor olarak tayininin çıktığı Şanlıurfa’da, mecburi hizmetini yerine getirmek üzere ayrılır.

 

İstanbul’a döndüğünde Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde Genel Cerrah olarak göreve başlayan Göçer, kendine müzikte yeni bir hedef belirlemiştir: Türk Müziğini aldığı klasik eğitim ile birleştirip, dünyaya tanıtmak. Bu hedefi doğrultusunda çalışmalarına ve Genel Cerrahlığa bugün de devam etmektedir.

 

Ferhat Göçer, Dünya Opera repertuarından günümüz şarkılarına, Napolitanlardan Şansonlara, Rembetikolara; Türk Sanat Müziği’nin seçkin eserlerinden, Halk Müziğimizin örneklerine, Hafif Batı Müziği’nin nostaljik parçalarından günümüz müziğine kadar farklı müzik türlerini seyircisiyle buluşturan sıradışı bir müzisyen.

 

Ferhat Göçer’in kurduğu ve Türkiye’nin tek şahsa özel senfoni orkestrası olan Metropol Senfoni Orkestrası ile seyirci rekorları kıran konserler verdi.

 

Ferhat Göçer’in ilk albümü “Ferhat Göçer”, 2005 senesinde yayınlandı ve müzik severler tarafından oldukça beğenildi. Albümün öne çıkan şarkıları  ‘Yastayım’ ve ‘Dön Diyemedim’

oldu. Çok sayıda konser veren ve televizyon programları hazırlayan Göçer, ikinci albümünü 2007 yılında “Yolun Açık Olsun” adlı ile çıkardı. ‘Cennet’ parçası ile çıkış yapan sanatçı başarısını hala şarkılarında, televizyon programlarında devam ettiriyor.

23:52 - 19/9/2008 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler :

Ferhat Göçer



Sonraki Sayfa


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler


Son Yazılar
- genç kızlara bere
- derya baykal örgü modelleri, derya baykal örgü modelleri, www.de
- örgü bebek yapımı
- bere örnekleri ve yapılışları
- sarmaş dolaş şal örnekleri
- panço örgü modelleri anlatımlı
- bolero hırka modelleri
- atkı örnekleri
- nako bebek örgüleri şapkalar
- derya baykal örgü modelleri
- Derya Baykal Bere Modelleri
- şal modelleri
- yepyeni şal örnekleri burada arkadaşlar
- şal modelleri
- şallar burada
- şal örnekleri
- ogrenciler Mantik'tan Sinifta Kalkti
- Sunguroglu ve Mutafoglu Liseleri en basarili 3 ozel okul arasind
- Sifir ceken 41 lisenin mudurune inceleme
- Aksaray İHL oSS'de Turkiye sampiyonu
- ozel Sanko Lisesi’nin oSS basarisi
- Fakibaba oSS Adaylari İle Bulustu
- Gemlik Ticaret Lisesine Buyuk Onur
- OSS degisikligi kapida
- bebek kazakları, bebek kazakları modelleri, örgü bebek kazakları

Etiket Bulutu

genç kızlara bere genç kızlara bereler derya baykal örgü modelleri www.deryabaykal şapka örnekleri.com örgü bebek yapımı örgü bebek bere örnekleri ve yapılışları bere örnekleri sarmaş dolaş şal örnekleri şal örnekleri panço örgü modelleri anlatımlı panço örgü modelleri bolero hırka modelleri bolero hırka örnekleri atkı örnekleri atkı modelleri nako bebek örgüleri şapkalar nako bebek örgüleri derya baykal örgü


Sandikli Kaplıcası | Sandikli Kaplıcaları | Ömer Gecek Kaplıcası | Ömer Gecek Kaplıcaları | Bolvadin Heybeli Kaplıcası | Bolvadin Heybeli Kaplıcaları | Gazlıgöl Kaplıcası | Gazlıgöl Kaplıcaları